hayatı farklı gözlerle görmek, belki de bunu başarmaya çalışmak, sevmek, çok sevmek, hisleri paylaşabilmek, sevgiyi paylaşabilmek, büyümek, çok büyümek...
4 Ekim 2014 Cumartesi
Pentagramın gerçek yüzü
Halk arasında, özellikle 7 - 8 yıl önce yaşanmış olaylardan sonra, "Pentagram" kelimesi ve şeklinin şeytan işi olduğuna inanıldı. Zannedersem, aramızda hala bu şekli şeytana adanmış bir şekil olduğunu düşünenlerimiz vardır, o yüzden böyle bir yazı yazmak istedim.
Pentagram, aslen Pagan inanışlarından gelmektedir. Size şimdi çok basit bir örnekle pentagramın nasıl kullanıldığını göstereceğim.
5 Temel duygumuz:
Nefret - Mutluluk - Aşk - Üzüntü - Korku.
Her birinin insan üzerinde oluşturduğu mod farklı. Pentagramın bize öğrettiği, Nefretin mutluluğu, mutluluğun aşkı, aşkın üzüntüyü, üzüntünün korkuyu ve korkunun nefreti getirdiğidir.
Beraber çok mutlu olduğunuz insana aşık olmanız elinizde değildir. Kimi zaman yoğun duygularla yaşadığınız cinsel tecrübenizden sonra ağlayabilirsiniz. Sınıfta kalma korkusunu yaşayarak okulunuzdan nefret etmeye başlayabilirsiniz. Ve daha bir sürü örnek.
Şimdi size ufak bir hile göstermek istiyorum. Resimde gördüğünüz kahverengi çizgiler normal duygu döngüsü iken, aralarında kırmızı çizgilerde mevcut. Pentagramın bize ikinci öğrettiği şey de, duygularınızı atlayabilirsiniz.
Küçük çocuk hallerinizi hatırlayın, ilkokul ortaokul yıllarını, sürekli biri birini kızdırarak kendine aşık etme yöntemleri uygulardık öyle değil mi? Aşırı derecede mutlu olan ve 10 dakika içinde salya sümük ağlayan arkadaşlarınızı hatırlayın. Sıçtık abi, boku yedik, bu sınav beni bitirecek diye 1 hafta boyunca korkan, sınavdan sonra da bir anda rahatlayan zamanlarınızı hatırlayın.
İşte bunların hepsi pentagramın içinde.
İyi Bayramlar Herkese!
22 Eylül 2014 Pazartesi
Merkabah Verse 1
Copy of Matthäus Merian's engraving of Ezekiel's vision (1670).
Merkabah Mistisizmi ( Chariot Mistisizmi) eski yahudi mistisizminin bir okulu sayılırdı. İsa'dan önce 100 ve İsa'dan sonra 1000 yıllarında, "Ezekiel'in Kitabı"nda ilk bölümde, ya da "Hekhalot" ( Saraylar ) Edebiyatında, cennete benzer saraylar ya da tanrının tahtı olarak anlatılır. Asıl Külliyatı Israil'de İsa'dan sonra 200 - 700 arasında yazılmış, fakat daha sonra Chariot Geleneklerinde ve Chassidei Ashkenaz ? da orta çağ devrinde kendisine atıfta bulunulmuştur.
Merkabah sıfatının anlamı "beraberinde gezilebilen, araba" dır ve İbranicedeki r-k-b ünsüzlerinin beraber kullanımında oluşan " sürmek (at arabası ) " ten türetilmiştir. "Chariot" kelimesi, Yahudi İncilinde 44 kere kullanılmış, çoğunlukla dünya üzerindeki at arabalarından bahsetmiştir, fakat Merkabah konsepti Ezekiel'in Vizyonu(1:4-26) 'nda bahsi geçse dahi, kelime anlamı açıkça belirtilmemiştir.
Ezekiel'in surelerinde ve çevrimlerinde, vizyonunda resmettiği görüntünün "İki tekerlekli bir araba" nın birden fazla cennetvari varlıkla sürüldüğü görülmüştür. Bu cennetvari varlıklar insana benzemektedir. 4 adet oldukları bilinir. "Canlı varlıklar" ( İbranice: חיות hayyot or khayyot ) olarak adlandırılırlar. Her birinde 4 adet yüz bulunur ( 4 farklı yöne hareket edebileceklerini temsil eder - Kuzey Güney Doğu Batı ). Yüzler, insan, aslan, öküz ( Ezekiel 10:14 te Cherub olarak değiştirilmiştir - Cherub : Melek, Melek yüzlü çocuk ) ve Kartal'ı temsil eder. 4 adet Melek ve 4'er tane yüzleri olduğu için, 16 tane yüz vardır. Her "Hayyot" meleğinin 4 tane kanadı vardır. Bu kanatlardan iki tanesi "araba"nın uzunluğunu temsil eder ve diğer meleklerin kanatlarıyla birleşen bir yapıda olduğu için arabaya bir "kutu" havası verir. Diğer ikisi ise meleklerin vucütlarını sarar. Altlarında, vücutlarına bağlı olmayan başka "Hayyot"lar vardır ve bunlar ayakları sembolize eder ve tekerlek görevi yaparlar. Bu "tekerlek melekleri", "teker içinde teker" olarak anlatılan "Ophanim" אופנים (çember, yol, teker)' lerdir. Bu melekler, tüm arabanın tam bir parçası olmasada, çevresinde ona yardımcı şekilde çalışır. İnsan yüzüne sahip olan melek, doğu tarafında bulunur ve arabayı kullanan "insana benzer varlık" a doğru bakar. "İnsana benzer varlık"ın tahtı da safirden yapılmıştır.
Hristiyan İncili, daha sonraları Merkabah içinde ismi "Seraphim" olan ( Yanan - Yanmış - Alev içinde ) meleklerden bahseder. Bu melekler sürekli olarak yukarı ve aşağı doğru hareket ederler ve an an flaşlar halinde ateşler saçarlar. "Seraphim" melekleri arabaya gücü veren varlıklardır. Hiyerarşik yapıda, "Seraphim" buradaki meleklerden tanrıya en yakın olanıdır, ve onları "Hayyot" lar, ve sonrasında "Ophanim" ler takip eder. "Chariot (Araba)" sürekli olarak hareket halindedir ve bu hareketin sağlanması hiyerarşik yapıyla beraber yürür. "Ophanim" lerin hareketi "Hayyot"lar tarafında ve "Hayyot"ların hareketi "Seraphim"ler tarafından gerçekleşir. Ve en tepede tüm meleklerin hareketi de taht üzerindeki "İnsana benzer varlık" tarafından yönetilir.
Kaynak: Wikipedia.
Evet şimdi gelelim kişisel yorumlara. Herşeyden 4 tane olması zaten aklınızda az çok 4 büyük meleği canlandırmıştır. Hatta yazıyı ilk olarak okurken yaptığım yorum "Hayyot" lardan yüzü insana benzeyen olanın Cebrail olduğuydu fakat sonrasında bahsedilen "Seraphim" ler yada "Seraph" lar hiyerarşik yapıda daha yüksekte ve biraz daha araştırmayla farkediyorum ki, Seraphlar en büyük 4 melek. Tahminim, bu 4 lü yapıyı, alt hiyerarşilerinde bozmuyorlar ve aynı sayıda süreci devam ettiriyorlar.
Ezekiel'in Vizyonu Çalışmasında ( Resminde ) de gördüğünüz üzere, "Vahy" tanrı tarafından "insana" ulaştırılıyor. Yani ne kadar fazla ezoterik bilgi içine dalsanız, farklı inançların matematiği neredeyse hiç değişmiyor. Pagan, Müslüman, Yahudi, Budist, Hristiyan, farklar yok denecek kadar az. Her biri, birbirinin kopyası hikayeler gibi. Ne okursanız onu anlarsınız havası hepsi için geçerli.
Arabayı Kullanan "İnsana benzer varlık" bizim Ruhsal bedenimiz. "Seyahat" etmemiz için ne kadar yardım alıyoruz görüyorsunuz. 4 + 4 + 4 = 12 tane melek bize "Araba" oluyorlar ve gezintiye çıkmamızı sağlıyorlar. Sağolsunlar süper varlıklar :)
Şu ana kadar okuduğum Merkabah mistisizmi bilgilerini şu an ilk defa okuduğumu da ekleyeyim. Daha önceki çalışmalarımda, Merkabah sembolizmi ve hayattaki yansıması konusunda bilgiler sahibiydim. Şu an biraz daha ezoterik bilgiyle doldum denebilir.
Yazımın diğer bölümünde, Merkabah meditasyonundan, Sembolizminden ve Hayatımızdaki "Fraktal" Geometriden bahsedeceğim.
Şimdi biraz oyun oynama zamanı :)
Görüşmek Üzere,
Xunflau.
22 Şubat 2012 Çarşamba
A Lucid Experience
21 Şubat 2012 Salı
Looking at "Success" from a Different Perspective
Why did we become such egoistic creatures? What went wrong in evolution that we still want more almost about anything. Even as a child we wanted all the toys in the world. We "grew up" and now, its all about seeing more numbers everywhere. "You know i'm earning 7 figures-a-year." type of people, so proud of their, so called, achievements in life. Hell, i'd do the same.
Thinking deeply, i wonder, why do we made success so important in our lives. Individually, people may become so successful that they became blind in the end. Everything transforms to "their" world and they forget what is real and what is created by their own "ego".
How do we measure success is my question to you all. People may take Nobel Prizes for their own work, but we forgot about the real mess every culture created. Humanity polluted this world, with their twisted minds, so a child dies in Africa every three seconds, while some "successful" person is earning 6-7 figures a year by his/her amazing contribution to "humanity".
Looking at the broader picture, we failed in a lot of aspects, not as individuals, but as a whole. Hope remains for the humanity.
Peace.
20 Şubat 2012 Pazartesi
Ülkemiz ve Müzik
Recent Events
13 Şubat 2009 Cuma
Dinlence #3
Evden çıkarken gideceğim güzergah konusunda kararsızdım. Kimsenin nereye gideceğimi bilmesini istemiyordum. En azından o an benim için öyle olmalıydı. Yalnız ve sakin.
Seçtiğim yol konusunda tereddütlerim vardı, ama bunlar tamamen benim utangaç yönümden kaynaklanıyor olmalıydı. Kimseciklere görünmeden yürüdüm
Bugün batıya doğru gidiyordum. Keçi ağılları ve tarlalar bana eşlik etti. Bir de hastalanmış çam ağaçları. Onlarla konuşuyordum, onlar da bana yolu tarif ediyorlardı.
Tepeye vardım ve rüzgara bıraktım kendimi. Yalan söylemeyeceğim, bazen doğa beni korkutabiliyor. Yüksekteyim ve aşağıda güzel bir koy var, sanki rüzgar beni aşağıya itecekmiş gibi bekliyor. Paranoyak olduğum bir gerçek
Etrafı biraz dolaştıktan sonra bir süre oturdum orada. Dalgaları izledim rüzgara eşlik eden. Sanki müzik dinliyordum bir salonda, rüzgar, şefiydi bu orkestranın, dalgalar ise bir davul, bir keman, bir gitar oluyorlardı.
Herşey, o kadar titizlikle hazırlanmıştı ki, benim herhangi bir şey yapmama gerek yoktu. Oturup sadece etrafıma bakıyordum. "O an" daydım ve şair, kendi diliyle bana eserini okuyordu. Bazen denizleri anlatıyordu bana, bazense ormanları.
Bana bu güzelliği yaşattığı için kendisine teşekkür edip ayağa kalktım ve tepeden aşağı doğru inmeye başladım. Yemyeşil orman beni içine çekiyordu, belli ki anlatmak istediği şeyler vardı. Ben dinledim o anlattı, ben anlattım o dinledi.
Aşağıya vardığımda rüzgar şiddetini arttırmıştı. Hava, düne göre daha sıcaktı, ama rüzgar insanın içine işliyordu. Geri dönerken, rüzgar, bu sefer farklı bir orkestrayla çıktı karşıma.
Yolboyunca dizilmiş ağaçlardan çıkan sesi duymamak imkansızdı. Ama nasıl oluyordu bu, sanki bir akarsu gibiydi bu ses, ama su eksikti. Ağaçların yanına gittim ve dinlenmeye başladım. Uzun zamandır bu kadar güzel sesler duyduğumu hatırlamıyorum. Yaslandığım ağaç, gövdesiyle birlikte sallanıyordu. Rüzgar müziğe şekil verirken, ağaçlarda bu güzel oyuna ayak uyduruyorlardı. Hepsi hallerinden memnundu.
Daha sonra sahile uğradım. Uzandım, ve izlemeye başladım. Bir iki tane kuş balık görecek olmalılar ki suyun üstünde uçmaya başladı. Hava da zor duruyorlardı, bir tanesi aniden suya dalıverdi. İzlemek... , bendeki değeri büyüktür hep.
Bir gün de böyle geçti, doğa, güneş, ben, ... Hastalıklarımdan arınma ümidiyle geldim buraya. Umarım arınmış olarak döneceğim. Sevgiyle kalın.
Tolgay.

